Soru Bankası

Han Hanedanlığı

Genel | Posted by admin
Tem 01 2010

Han Hanedanı Çin’de M.Ö. 206 – M.S. 220 tarihleri arasında hüküm sürmüş hanedanıdır. Dönemin önemli klanlarından Liu tarafından kurulmuştur.

Han Hanedanı Çin kültürünün zirvelerinden biri olarak kabul edilir. Günümüzde Çinliler Liu ailesinin ve kurdukları Hanedanının onuruna kendilerini Han insanı, Han Ulusu olarak adlandırır.

İmparator Han Gaozu, tahtta bulunduğu yedi yıl içinde merkeziyetçi otoriter yönetimini sağlamlaştırmak için “Halka nefes aldırma”ya yönelik bir dizi politika uyguladı. Devamını Oku… »

Bafa Gölü

Genel | Posted by admin
Tem 01 2010

Aydın – Muğla il sınırında yer alan ve 7000 hektarlık bir alanı kapsayan gölün maksimum derinliği 25 metreye ulaşıyor. İlkçağlarda deniz kenarında Latmos isimli bir körfez iken Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla denizle bağlantısı kesilen gölün üzerinde en önemlileri İkizada, Menet ve Kahve Asar isimlerini taşıyan irili ufaklı adalar bulunuyor.

Adaların üzerinde kilise ve manastır kalıntıları görülebilmektedir.
Göl, Büyük Menderes’in taşkınları sırasında gelen suların yanı sıra çevresindeki yer altı ve yer üstü kaynaklarından besleniyor. 8 Temmuz 1994 tarihinde alınan kararla “Menderes Deltası’nın sahip olduğu ekosistem özelliklerini bünyesinde barındırması ve nesli tehlike altında bulunan bir çok kuş türüne üreme ve kışlama ortamı sağlaması” nedeniyle Tabiat parkı ilan edildi. Devamını Oku… »

Balıklarda Bulanan Parazitler

Genel | Posted by admin
Tem 01 2010

Tatlı su ve de Deniz balıklarında görülen parazitler, Balıketi tüketimi ile insanlara geçerek çeşitli sağlık sorunlarına sebep olurlar, Bu gibi durumlara sebep olmamak için Parazit türlerini biraz tanıyalım.

1:OPİSTORCHİS FELİNEUS
OPİSTORCHİS FELİNEUS 8 İla 11 mm uzunluğunda 1,5 -2 mm genişliğinde TREMATODDUR. Vücudunun ön kısmı sivri ve kırmızıya yakın bir renktedir, Yumurtaları oval kapaklı ve açık kahverengidir. Boyları 25–30 mikron genişlikleri 11 ila 15 mikrondur. Devamını Oku… »

Arı Sütü

Genel | Posted by admin
Tem 01 2010

arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır. Devamını Oku… »

Berlin Duvarının Tarihçesi

Kpss Tarih, Lise, Öss Tarih | Posted by admin
Tem 01 2010

2. Dünya Savaşı bittiğinde savaşı kaybetmiş olan Almanya ve başkenti Berlin işgal kuvvetlerice Amerikan, Fransız, ingiliz ve Sovyet bölgesi olarak 4′e bölünmüştü. Kısa süre sonra Batı ittifakı benzer şekilde olan yönetim birimlerini birleştirdi ve tek bir yönetim bölümüne dönüştü. sovyetler ise bu birleşmeye karşı çıktı. Batılı işgal kuvvetleri Versailles’dan ders almış ve Almanya´yı tekrar inşaya girişmişken Sovyetler intikam duygusuyla hareket etti ve Doğu Almanya´daki Almanları cezalandırmaya girişti.

Ekonomisi çok kötü, siyasi yönetimi aşırı otoriter olan doğu almanya’dan batı’ya kaçışlar başlamıştı. Sovyetlerden kaçış büyük ölçüde Berlin’den gerçekleşiyordu. Zamanla tel örgü ve mevzuat değişiklikleri de batıya kaçışı engelleyemez duruma gelmişti.
Sovyetler, Bati Berlin’i Sovyetlerin içinde bir fesat yuvası, kapitalizm’in kalesi, karşı propaganda merkezi olarak gördüğü için Berlin Duvarı’nı örmeyi çözüm olarak benimsedi. Duvarin kendisi 1961′de kurulmustur ancak Dogu ile Bati Almanya arasindaki kati sinir daha 1952′de çizilmisti. Devamını Oku… »

FECR-İ ATİ EDEBİYATI SORULARI VE CEVAPLARI

Genel | Posted by admin
May 04 2010

FECR-İ ATİ EDEBİYATI

1)Fecri ati ne demektir? Açıklayınız.

Cvp=1901 de dağılan edebiyat-i cedide kuşağından sonra yetişen yeni bir edebi kuşak,1908 de ilan edilen 2.Meşrutiyetten sonra varlığını hissettirmek için bazı faaliyetlerde bulundular.

2)Fecri ati kuşağının en önemli temsilcileri kimlerdir?

Cvp=Ahmet HAŞİM, Yakup KADRİ, Fuat KÖPRÜLÜ ve Refik Halit KORAY

3)Fecri ati topluluğu nasıl bir araya gelmiştir?

Cvp=Önceleri çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinde dağınık bir şekilde yazıları çıkan bu gençler,nihayet bir araya gelerek edebi çalışmalarını düzene koyma ihtiyacı duydular.

4)Fecri aticilerin toplandıktan sonraki ilk işleri mücadeleleri ne oldu?

Cvp=İlk işleri ortaya çıkan S.F.cuların red ve inkâr edip onların bos bıraktıkları yerlere geçmek için şiddetli bir mücadeleye girmek olmuştur.

5)Fecri Aticiler ilk toplantılarını kaç yılında yaptılar ve neyi tespit ettiler?

Cvp=20 MART 1909da ilk toplantılarını yapıp edebiyat ve sanat eğilimlerini tespit etmişlerdir.

6)İlk edebi beyannameyi hangi topluluk, kaç yılında ve nerede yapmışlardır?

Cvp=Servet-i Fünun dergisinde,24 SUBAT 1910 da Fecri aticileri yayımlamıştır.

7)Bu beyannamenin önemi nedir? Devamını Oku… »

2010 KPSS Sınav Tarihleri – 2010 Eylül KPSS

Kpss haber | Posted by admin
May 04 2010

Daha önce basında yer alan 2010 Yılında KPSS Yapılacak mı” haberlerinden sonra ÖSYM tarafından 2010 Yılı Sınav takvimi ve dolayısıyla 2010 KPSS ‘lerin başvuru ve sınav tarihleri açıklandı.
Bu açıklamya göre, 2010 KPSS A Grubu ve Öğretmenlik Sınavı’na başvurular, 10.05.2010 <-> 21.05.2010 (10 mayıs-21 mayıs 2010) tarihleri arasında yapılacak.
Ve sınav ise 10.07.2010 <-> 11.07.2010 (10-11 temmuz 2010) tarihlerinde yapılacaktır.

2010 KPSS Ortaöğretim-Önlisans sınavına ise 31.05.2010—02.07.2010 (31 mayıs-2 temmuz 2010) tarihleri arasında başvurular alınacak, sınav 26.09.2010 (26 eylül 2010) tarihinde gerçekleştirilecektir.

Metafizik nedir?

Genel | Posted by qaKKos_
Nis 23 2010

Felsefe Üzerine Genel Bir Değerlendirme
İnsan, tabiatı gereği daima gerçeğin arayıcısı olarak görünmüştür ve görünecektir. Çünkü onun yaratılışında , belki de yaratılış gayesinde, bu merak, bu arayış veya bir başka deyişle, en güzele, en iyi olana susamışlık bulunmaktadır. Onun düşünce hayatında, daima duyularla algılanan duyularla algılanamaz olanı, görünen görünmeyeni, gizli olanı, gerçekle ideal olanı istemiş, gerektirmiştir.

Böylece insan, bu kavramlardan en kolay olan da kendine asla yeterli görmemiş; her yeni buluş, biliş ve görüşten sonra bununda gerisinde daha yeni bir şeyler, hâlâ gizli kalan hususlar bulunduğunu düşünmüştür. Bu şekildedir ki, insanlık felsefe dediğimiz ve gerçek olanın ideal olanın, en güzel olanın, gizli olanın arayışı demek olan bilimi ortaya çıkarmıştır.

Eski çağlardan beri devam eden bu arayış ve düşünüş hâlâ devam etmekte ve devam edecektir; yani insanlık felsefe yapmaktan asla geri kalmayacaktır.
Eskiden felsefe bütün bilimleri içine alıyordu; diğer bilimleri ondan ayırmak veya ayrı düşünmek mümkün değildi. Onun için eski çağ filozoflarının bir çoğu sadece felsefe ile değil, onun yanında matematik, mantık, tabiat, fizik musiki, tıp vs. gibi bilimlerde söz sahibi idiler. Daha sonra ilimler Felsefeden ayrılarak kendi alanlarını ve bu alanda geçerli olan prensipleri belirlediler. Böylece ilimler belli bir tasnife tabi tutulurlar. Fakat felsefe daima meşruiyetini devam ettirmiştir.

Metafizik Nedir?
Metafizik, sadece akıl yoluyla kavranan bir varlık sahasıdır. Ne duyular ne de deneyin bu sahada bir rolü olamaz. Buna rağmen Metafizik felsefenin en mühim disiplinlerinden biridir. Kelime olarak “fizikten sonra” manasına gelmektedir. Böyle bir lügat anlamı daha sonraları bir teknik terim haline gelmiş ve maddi olmayan varlık’ın ilmine isim olmuştur. Böylece maddenin özünü sembolleştiren her türlü kavramın (mesela cevher, zât yahut öz, töz veya substance, usia vs.) bu ilimde tartışılan konuların halinde gelmiştir.

Üzerinde yaşadığımız dünyayı ve kainatı fizik-metafizik veya ilmî-felsefî olarak sınıflandırabilir, değerlendirebiliriz. Bunlardan birincisi, duyularla algılanabilenin, görünenin, gerçeğin adı, ikincisi hissi olmayanın, gizli olanın, idealin adıdır. İşte bizim konumuz bu ikincisi, hissî olmayanın ilmi yani Metafiziktir.

Bu kelime ile ontoloji arasındaki ilgi açıktır; her ikisinin tanımı aynı konuları kapsar ve şöyle denir: ontoloji veya varlık bilimi veyahut genel Metafizik.1 İlim olarak ortaya arayış çıkışından beri Metafiziğin hem taraftarları hem de karşı olanları olmuştur. Sözgelimi Viyana ekolü karşı çıkmış ve Hobbes onu “boş ve karanlık” bir araştırma olarak değerlendirmiştir. Devamını Oku… »

Biyolojik geri besleme nedir?

Genel | Posted by qaKKos_
Nis 23 2010

İnsan vücudu asla bize klasik anatominin öğrettiği gibi değildir. Klasik anatomi, bize canlı vücuduna ait kabataslak bir şema verir, bu şemanın bazen gerçeğe uymadığı anlar olabilir. Organizmanın nasıl teşekkül ettiğini anlamak için bir kadavrayı açıp bakmak kafi değildir. Kadavrayı açmak suretiyle; iskeleti, organları ve kasları görebiliriz.

Ancak organizmanın işleyişine ve organların birbirleriyle koordineli çalışmalarına dair bilgilerimiz son derece kısıtlıdır. Canlı vücuduna, mükemmel bir hassasiyetle yürütülen ve homeostasis denilen bir fizyolojik denge mekanizması yerleştirilmiştir.

Bu denge sayesinde hayatımızı sürdürürüz, fakat Yaratıcı’nın sonsuz ilim ve kudretiyle kurmuş olduğu ve her an müdahalede bulunduğu halde farkında olmadığımız homeostasiyi sağlamak görüldüğü kadar kolay değildir. Bu iş için, milyarlarca hücre, yüzlerce organ iş birliği halinde bütün güç ve kabiliyetleri ile çalışmaktadırlar.

Tıbbın ulaştığı bunca imkanlara rağmen bırakın bu dengenin hassas mekanizmasının anlaşılmasını, hala bir kromozom üzerindeki genlerin karşılıklı münasebetlerine ait bilgiyi bile tam olarak okuyamamaktayız. İnsan Denen Meçhul adlı kitabıyla Nobel Tıp Ödülü alan Dr. Alexis Carrel, kitabında bu konuda şunları söylüyor:

Şarbon ve şarbon hastalıkları

Genel | Posted by qaKKos_
Nis 23 2010

Dünyayi Korkutan Bulasici : SARBON Yazili ve görsel basinda yer alan haberlere göre, ABD’de 25 yil sonra ilk kez, biri ölümle sonuçlanmak üzere, iki insanda sarbon hastaligi saptanmistir. Bu dünyanin içinde bulundugu kosullar nedeniyle “biyoterörizm” ve “biyolojik savas”i akla getirdigi için çok önemlidir.

Sarbon, binlerce yildan beri bilinen bir zoonozdur(zoonoz:Omurgali hayvanlardan insanlara bulasan hastalik) ve eski zamanlardan beri hayvanlar arasinda büyük salginlar yapmis, sayisiz hayvan ölümüne yol açmis olup bu arada, hastaligin bulastigi çok sayida insan da ölmüstür. Sarbon hastaliginin olusmasina neden olan bacilius anthracis adli bakteri, insan ve hayvan vücudu disinda spor adi verilen özel bir yapiyi olusturabildigi için sicaklik, kuruluk gibi dis ortam kosullarina ve dezenfektanlara, spor olusturamayan bakterilerden çok daha dirençlidir;bu direnç sayesinde bu mikrop, hayvan diskisi ile saçildigi otlaklarda çok uzun süre, yillarca, canli kalabilmektedir.

Böyle otlaklarda beslenen otçul hayvanlar hastalanir ve ölür. Hayvanlarda sarbona bagisiklik saglayan asiyi ilk kez Pasteur hazirlamistir; asi ile elde edilen basarili sonuçlar ve çevre kosullarinin gelismesiyle, hayvanlarda sarbon bir çok ülkede azalmis ve buna bagli olarak insan sarbonu belirli Avrupa ülkelerinde,ABD ve Kanada’da görülmez olmustur. Devamını Oku… »